ankara escort

Psikolojik Bilgi


Bu makale 2018-05-05 15:39:57 eklenmiş ve 864 kez görüntülenmiştir.
Dr. Recai Yahyaoğlu

Deneysel psikologlar hayatı bir laboratuar gibi görürler. Oysa hayat bir laboratuardan çok daha fazlasıdır. Laboratuarda deney hayvanları ile bir yere varmak elbette mümkündür ama bu insanın kazanımlarıyla karşılaştırılamaz. Bir insanın davranışlarıyla ve bunlardan elde ettiği geri bildirimleri biriktirmesiyle kazandığı tecrübe hiçbir şekilde başka bir yöntem ve çabayla elde edilemez. Bilgi insana ve hayata aittir. Psikolojik bilgi ise insanın durağan bir geçmişinden çok hareket halinde kazandığı, düşe kalka elde ettiği bir sürecin ortaya çıkardığı bilgidir…

 

 

 

Bilgi evrenseldir ve her alanda fayda görülecek bir güçtür. Bilgi bilimsel olmanın ötesine geçmiş ve gücünü yerelden genele genişleterek niyeti bozuk olanların eline geçmiş ise toplumları kaynaştırmak yerine ayrıştırmayı, barış yerine savaşı, adalet yerine haksızlığı ortaya çıkaran yıkıcı bir kuvvete dönüşebilir. Psikolojik bilgi; normal bilgiden farklı olarak normali anormale, algıyı algı dışına, gerçeği gölgeye, sessizliği gürültüye dönüştürme potansiyeline sahiptir. Yapıcı ve yıkıcı yönüyle çift taraflı keskin bir bıçak gibi çalışır. Hem yüktür hem de güç… Psikolojik bilgi gerçeklik algısı bozulmuş olanlar için çöküntü sebebidir. Diğer yandan sağlıklı olanlar için ise büyük güç kazandıran bir bilgidir.

 

Bilginin kendisi hayatın merkezinde ve yaşamla iç içedir. Psikolojik bilgi; sosyal yaşamın içinde canlı ve cansız varlıkların tüm etkileşimlerinin imbiğinden süzülmüştür. Bu bilgi; sebep sonuç ilişkisinden çıkarsamalar yapabilir fakat sadece bununla yetinmeyerek çok daha güçlü bir şekilde yorumlamayla gelişmesini sürdürür… Yorum kişinin o anlık çıkarsamasıdır. Bugünle yarın arasında değişmez görünür… Fakat yılların bilgeliği onu da paslandırmaya muktedirdir. Yıllar geçtikçe ona verilen anlam ve önem değişmeye başlar…Önem ve anlam değiştikçe bilginin evrenselliği zarar görür.

 

 

 Psikolojik bilgi eğer standart ve değişmez bir bilgi olsaydı bu bilgiyle birlikte insanlar davranışların arka planında akıl almaz farklılık ve enterasanlıkları kolayca anlayabiliyor olacaklardı. Nerede o kolaylık… Oysa bugün gelinen noktada insan zihni ve bu zihnin hangi durumlarda nasıl davranacağını ve bu davranışlar sırasında nasıl bir psikolojik arka plana sahip olduğu anlaşılabilmiş değildir. Bilgi ne yazık ki zamana, sahip olduğu kişi ya da toplumlara göre büyük farklılıklar gösterir. Bu nedenle bilginin kullanılmasındaki niyet neredeyse ondan elde edilecek sonuç için hayati değere sahiptir. Bu anlaşılamazlık psikolojik bilginin bir standardizasyonun yapılamayacağı gerçeğini açıkça ifade eder.

 

 

“Yorumlama, görü ve kavrayış kazanmakla ilgilidir. Bu yaklaşıma göre karmaşıklıkla baş etmenin yolu, onu göz ardı etmek veya düzleştirmek olamaz. Karmaşıklık daha belirleyici sorular sorarak kısmen azaltılır: Şu anda, bu durumda, bu insanlara, “neler oluyor”?” (Rogers, 2012: 437). Daha farklı fakat benzer bir bakış açısıyla politika sahnesinde, yasalarda, ülkelerde, toplumsal değişimde neler yaşanıyor? İnsanlar, kitleler, özel konum ve sıfata sahip kesimler bu gelişmeler karşısında nasıl bir tavır içinde bulunuyorlar. Onların psikolojik özellikleri ne şekilde bir davranış içinde bulunmalarına neden oluyor…

 

 “Psikolojik bilgi, araştırma yoluyla birikmiş masum gerçeklerden oluşan bir bilgi değildir. Her türlü bilgi kaçınılmaz olarak onu üreten ve yaygınlaştıran bireylerin sosyal konumları ve politik yaklaşımlarıyla şekillenir. Bununla birlikte diğer tüm disiplinler gibi psikoloji de toplum tarafından oluşturulan ve toplum içinde var olan bir kurumdur; toplumdan kopuk olarak değerlendirilemez. Tam da bu yüzden, psikolojinin soruları ve yanıtları da içinde bulunduğu kültürel ve tarihsel bağlamla şekillenir. Bu, psikolojik bilginin doğru olmadığı anlamına gelmez; ancak doğrular her zaman için eksiktir ve içinde bulundukları toplumsal çerçeveyle ilintilidir” (Marecek ve Rachel T. Hare-Mustin, 2012: 122).

 

 Doğruların eksiksiz olduğu düşüncesi yaygındır. Oysaki sadece doğrular değil bilimsel olarak kabul görmüş pek çok doğruya bile bugün bilim insanları kuşkuyla bakmaya başlamış durumdadır. Bu durum bilim insanlarının genel çoğunluk tarafından tepkiyle karşılanmasına neden olma potansiyeli taşımaktadır. Özellikle bu tavır potansiyel düzeyi aşmış geleneksel toplumlarda daha yaygın bir inanış haline dönüşmüştür. Her insan kendisine göre farklı doğrular geliştirmiştir ve bunların sorgulanmasından memnun kalmaz. Özellikle psikolojik doğrularımız dogmalarımız haline dönüşmüştür. Bu bağlamdan bakıldığında her toplum, her millet ve medeniyet sınırlı ve dengeli olmak kaydıyla eleştirilebilir.

 

İlahi olanların dışındaki tüm doğrular araştırılmaya, eleştirilmeye, sorgulanarak iğdiş edilmeye maruz bırakılabilirler. İlahi olduğu iddia edilen ve içinde insan zihninin eseri ayetler olan tahrif edilmiş dinler kuşkusuz bu kapsamın içindedir. Buna rağmen yine de bunların eleştirilmesinden uzak durulması birinci derecede tavsiye olarak kabul edilmektedir. Zira gelişmeye katkı sunmaz sadece nefreti çoğaltır. Amaç nefreti çoğaltmak değil bilgiyi çoğaltarak medeniyetleri güçlendirmektir. Bilimin şüpheci olması ve her şeyi kabullenmek yerine sorgulama, araştırma ve eleştiriyi tercih etmesi medeniyetlerin sürekli gelişmesini sağlamıştır.

 

 

  Psikolojik bilgi içinde bulunduğu kültürün genetik kodlarıyla çelişmemelidir. Çünkü bu çelişki bilginin havada kalmasına, belirsizliğine ve meşruiyetinin sorgulanmasına neden olur. Böyle bir bilgi insan tekinin zihin dünyasına girmeyi başaramadığı gibi büyük kitleler de ona şüpheyle yaklaşırlar. Bilginin kendisi toplumun ve onun geçmişten bugüne ulaştırdığı medeniyet anlayışına yabancı olması onu sahiplenenlerin de geniş kitleler karşısında muhatapsız kalmalarına neden olur. Zira yabancı ve zararlı bilgi onu taşıyan, onu içselleştiren ve doğru olduğunu ifade etmeye çalışanları kendisi gibi gayri meşru hale dönüştürür.

 

 

Doğu toplumlarında ana muhalefette mücadele içinde bulunanların kavramakta zorlandıkları ya da hayata geçirmekte sıkıntı çektikleri en önemli nokta burasıdır. Topluma hitap etme, onun derinliklerinde bulunan dinamikleri harekete geçirmekte ve inandırıcı olmakta sorun yaşamaktadırlar. Geniş kitlelerin zihnine giden yol tarihin yeniden canlandırılması ve Millet olarak sahip olduğumuz psikolojik bilgiyi anlamamızdan geçiyor. Ancak bu bilgi bizim için canlı bir bilgidir. Diğerleri ise konserve hale dönüştürülmüş, işlenmiş, katkı maddesi katılmış sağlıksız gıdalar gibi zihnimize bedenimize zarar verirler…

 

 

Psikolojik bilginin önemi sadece siyasette değil aynı zamanda dış politikada ve devlet yönetme aklında gerçek kimliğini bulur. Psikolojik bilginin taşıdığımız kültürel mirasımız ile örtüşmesi gerektiğini anlayamayanların bir süre sonra kendilerini dev aynasında görmeleri mümkün olabilmektedir. Oysa gerçek güç; yumuşaklığı ve psikolojiyi yerli yerinde kullanmayla sahici güç olduğunu her defasında ispatlama yeteneğine sahip olan güçtür. Bu nedenle iktidarın eritici gücü; psikolojik bilgi ve sosyal psikolojinin ne anlama geldiğini unutanlar için ancak mümkün olabilir.

 

 

Psikolojik bir bilgi olarak güç zehirlenmesi artık günümüz dünyasında sadece diktatörlerin ya da kralların yönetmekte oldukları iktidarlarda görülebilir. İstişare kültürünü benimseyen ve milletinin medeniyet kodlarını çözümlemiş bir yönetim anlayışında diktatörlük değil ortak aklın sonuçları, dinamik ve doğru olan söylem ve yöntemlerle devamlı daha iyiye olan bir yönelim vardır. Dolayısıyla bu yönelimin demokratik yöntemlerle sonlandırılması zordur. Psikolojik bilgiyi kullanamayanların anlayamadığı, anlamak istemediği şey zorla güzellik devrinin artık tükendiğidir…

 

 

Psikolojik bilgi değerlendirme ve çıkarsamalardan bağımsız değildir. İlk bakışta genel geçer değerlendirmelerden bağımsız olarak bilinç dışı düzeyde esaslı bir belirleme yapar. Bu değerlendirmenin doğal ve kendiliğindenliği onun doğruluğuyla paraleldir. “İnsanların görünüm ve davranışlarına ilişkin gözlemlerden oldukça çabuk kişilikleri hakkında çıkarsamalara geçeriz. (…) İlk izlenimlerin en önemli ve güçlü yönleri değerlendirmedir. Bir kişiyi seviyor muyuz? Daha biçimsel olarak söylemek gerekirse, değerlendirme boyutu başkalarına ilişkin izlenimlerimizi bütünleştirip örgütleyen az sayıda temel boyut arasında en önemlisidir (Osgood, Suci ve Tannenbaum, 1975).

 

Psikolojik bilgi; çoğu zaman olumsuza yönelebilir. Olumlu olan zaten dikkat çekmez. Olumsuz bir bilgi tıpkı atlar içinde bir zebra gibi kendisini gösterir. Bu durum geniş kitleler içinde aynı şekilde çalışır. Bu yüzden ajanslar ve gazeteler böyle haberlerle doludur. “İzlenim oluşturma sırasında olumsuz bilgilere özellikle dikkat etmek eğilimdeyizdir” (Ito ve ark., 1988; Pratto ve John, 1991, Taylor ve ark., 2010: 44). “Sonuç olarak, yargılara varırken olumsuz bilgiye olumlu yönlerden daha fazla ağırlık verilir” (Coovert ve Reeder, 1990). Bu durum toplumsal psikolojinin bozulması ve moral değerlerin zayıflamasına neden olan önemli faktörlerden birisidir.

 

 

Psikolojik bilgi; izlenimlerin bütünleştirilmesine katkıda bulunmakla kalmaz bunları harmanlayarak toplamından daha farklı bir anlamın ortaya çıkmasını sağlar. Parçalar bütünü temsil etmez. Olumsuz gelişmeler ve negatif olayların izlenimleri zihinlere yapışıp kalarak birikir. Psikiyatrik hastalıkların büyük oranda geçmiş yaşam deneyimlerinden köken alması izlenimlerin bütünleştirilmesiyle olur. Bütünleştirmek yarım yamalak kalmış parçalar halinde bulunan deneyimlerin ortaya çıkardığı yorum insan zihnini çoğunlukla bilinç dışı etkiler…

 

Olumsuz bilgi ve deneyimlerin yorumlanarak çözümlenmesi bilgi seviyesinden genel ifade biçimine terfi etmeyle devam eder. Böylelikle eleştirmeci psikoloji olumsuz deneyim ve tecrübelerin bir kez daha tekrarlanmaması adına ya da yapılanlardan ders alınması için, geçmişle gelecek arasında şimdiyi yaşarken tüm tarihsel birikimin temel öğesi konumunda analiz yapılmasına fırsat sunar. Bu durum sadece yapılanlardan ders alınmasına katkı sağlamaz aynı zamanda Sir Karl’ın ‘hatalarımızdan öğrenebiliriz’ (Kuhn, 2017) savını açıkça ortaya koyar.

 

Psikolojik bilgi; yaşamın tam merkezinden gündelik hayatın içinden gelen davranışların ortaya koyduğu tutarlı bilgidir. Pratik hayatın içinde teoriyi pratiğe yendirmeyen, pratiği teoriye baskı yaptırmayan reformist bir kafayla ve her dakika bilgeleşen ön görüleriyle bilgiyi tecrübeyle karıştırarak kartopundan çığ meydana getirir. “İnsan davranışlarını adlandırmanın ve adlandırdıktan sonra da tutarlılıklarını tanımlamanın birçok yöntemi vardır: Psikanalitik psikolojinin vardığı sonuçlar davranışçı psikolojinin vb. sonuçlarından farklılık gösterir. Geriye, son çare olarak herkesin kabul edebileceği ve bu nedenle büyük bir güven duygusu veren “gündelik” psikoloji kalır” (Barthes, 2017).  

 

Betimlemeci olan psikolojik bilginin ortaya çıkardığı her analiz analiz yapanla bağlantılıdır. Sağlıklı ve doğru olup olmadığı zaman, mekan ve kişilere göre değişir. Onun dünyayı ve olayları algılayış biçimini ifade eder. Psikolojik bilgi bu yüzden analiz edilebilir. Tıpkı felsefede eleştirel metodun eleştirilmesi ve analiz edilmesi gibi… Belli bir saygı düzeyinde oldukça insan tekinin ve sahip olduğu psikolojik bilginin orijinal olduğuna inanç ve buna duyulan tahammül artarak devam eder. Eleştirdiğine saygı duymak ve tahammül gücü geliştirmek sıra dışı bir yetenektir…


 

 

 

Kaynaklar:



Alfred Adler, Psikolojik Aktivite Üstünlük Duygusu ve Toplumsal İlgi, 2008, Sayfa: 396, Say Yayınları 8. Baskı İstanbul

Arkonaç Sibel, İktidarın Dili: Psikolojinin Dili, İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü, Sosyoloji Dergisi, 3. Dizi, 16. Sayı 2008/1, 55-65

http://www.felsefe.gen.tr/karl_raimund_popper_bilim_felsefesi.asp

Wilcox Lynn, İnsan Yayınları 2.Baskı 2003, İstanbul Sayfa: 262

Baymur Feriha, Genel Psikoloji, İnkilap ve Aka Basımevi, İstanbul 1978, Sayfa:124

Doğan Cüceloğlu, İnsan ve Davranışı, Psikolojinin Temel kavramları, 2012, Sayfa:118 Remzi Kitabevi İstanbul

Gürsoy Kenan, Maurice Merleau-Ponty’de Algı Problemine Giriş, Lotus Yayınevi, Ankara Nisan 2007 Safya:111

Aslıtürk Ersin, Psikolojinin Bilimselliği ve Depolitizasyon Egzersizleri: “Terör Psikolojisi“ Neye Yarar?

 Eleştirel Psikoloji Bülteni, Sayı 3-4, Eylül 2010

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
EDİRNE ÖNCÜ HABER
© Copyright 2019 EDİRNE ÖNCÜ. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balkanlar
Balkanlar Makale
E- Dergi
Genç Evladı Fatihanlar