
Ekrem İmamoÄŸlu hakkında verilen ceza, Türkiye’nin gündemine oturdu haklı olarak. Verilen kararın tartışmalı olduÄŸunu, İmamoÄŸlu’nun önünü açmayı hedeflediÄŸini düÅŸünüyorum. Meselede çok bilinmeyenli yığınla soru var, o yüzden geçici gündemin dışına çıkarak kalıcı zihnî gündemimizle ilgili, kadının aÅŸağılanma tarihi çerçevesinde birkaç cümle kurmak istiyorum.
18. yüzyılda baÅŸlayan “kadın hakları” hareketi, kadınların daha çok sosyal ve siyasî hayata katılmalarını saÄŸlama mücadelesi veriyordu. Kadınlar, zamanla, eÄŸitim ve oy kullanma haklarına kavuÅŸtular.
19. yüzyılın sonlarından itibaren bu hareket, kadınların ekonomik çalışma ve yaÅŸama ÅŸartlarının iyileÅŸtirilmesi üzerinde odaklandı. EÅŸit siyasî haklar, eÅŸit ücret ve fırsat eÅŸitliÄŸi mücadelesi verdi.
’68 olayları, kadın bedeni ve cinsiyeti üzerinde yoÄŸunlaÅŸan ikinci dalga feminizmi doÄŸurdu. Kadının bedeni üzerinde istediÄŸi gibi tasarrufta bulunmasını önceliyordu bu ikinci dalga. İkinci dalganın simgesi, doÄŸum kontrol haplarıydı.
Postmodern kültürün ve duyarlıkların küreselleÅŸmeye baÅŸlamasıyla birlikte belirginleÅŸen üçüncü dalga kadın hareketi, tam anlamıyla zıvanadan çıktı: Hem erkek düÅŸmanlığına, hem de cinsi sapmalarda tam anlamıyla patlama yaÅŸanması olgusuna dönüÅŸtü.
Åžimdi, erkek ve kadın cinsinin yerini, -özellikle de Batı toplumlarında -üçüncü cins aldı: Er-diÅŸi.
Er-diÅŸi’ye “laf anlatmak” deveye hendek atlatmaktan daha zor. Er-diÅŸi dediÄŸim kiÅŸi, aslında, insanın tür olarak ölümünün metaforu.
Sonuçta, kadın hareketi, haklar hareketinden hazlar hareketine dönüÅŸtü.
Yeni bir türedi din türedi: “Cinsellik” dini. Cinsellik dininin tanrısı beden, takıntısı ve tapıntısı ise hız ve haz peÅŸinde koÅŸturmak.
Modernitenin haklar rejimi demokrasi, dijital uygarlık ve sanal gerçeklikle birlikte çoktan tarihe karıştı; hız ve hazlar rejimi dromokrasi, bütün dünyanın tek rejimi katına ulaÅŸtı.
“Cinsellik dini”, çıplaklık kültüründen beslenen, bütün bir hayatı, kültürü, medyayı, müzik, film, reklam endüstrisini, genç kuÅŸakların dünyalarını kuÅŸatan, belirleyen, yönlendiren tek “din” artık: Her ÅŸeyin merkezinde hız ve haz var artık. “Her ÅŸey mübah” (anything goes) artık.
CinselliÄŸin kontrolden çıkması, insanın cinsellik tarafından kontrol edilmesine, kolonize edilmesine ve güdülmesine yol açıyor.
Daha da ürpertici nokta ÅŸu burada: CinselliÄŸin kutsanması, insanın hakikî kutsal fikrini yitirmesine, “cinsellik dini”nin yegâne varoluÅŸ biçimi ayartı ise insanın idrak yetilerini bitirmesine neden oluyor sadece.
CinselliÄŸin putlaÅŸtırılması, son kertede, cinselliÄŸi de, cinsiyeti de bitirdi. Cinsellik, hak arayışından çıkıp salt haz arayışına dönüÅŸünce, cinsiyet dengesi bozuldu; er-diÅŸi olarak adlandırdığım türedi bir tür zuhûr etti.
Kadınların inanılmaz ÅŸekillerde aÅŸağılandığı, itilip kakıldığı, her türlü ÅŸiddete maruz kaldığı apaÅŸikâr bir gerçek.
Ama kadın hareketinin, kadını sokaÄŸa sürmesi, erkeksileÅŸtirmesi, erkek gibi güç ve iktidar kavgasının eÅŸiÄŸine sürüklemesi, kadını sadece evinden uzaklaÅŸtırmakla kalmadı, kadınlığından da uzaklaÅŸtırdı.
Kadın hareketinin kadın haklarını, kadının bedeni ve cinsel özgürlük üzerinden tanımlamaya ve aramaya kalkışması, kapitalist sistemin bütün mekanizmalarının (kültürün, medyanın, müziÄŸin, film ve reklam endüstrisinin) kadının bedeni, teni ve cinselliÄŸi üzerinden kadının bedenini talan etmesine, paraya, güç aracına, haz tatmin nesnesine dönüÅŸtürdü.
Yine kadın hareketinin kadın haklarını, kadın bedeni ve cinselliÄŸi üzerinden yürütmeye kalkışması, sadece kadının deÄŸil erkeÄŸin de bedenini yitirmesine, üçüncü bir cinsiyetin zuhûr etmesine ve insan türünün varlığını tehdit edecek bir çöküÅŸün, dekadansın, yokoluÅŸun temellerini döÅŸemesine ve ayartıcı bir güzellik endüstrisinin zuhûr etmesine yol açtı sadece.
GüzelliÄŸin beden üzerinden tanımlanması, ahlâk, davranış, kiÅŸilik güzelliklerinin anlamını ve hayattaki yerini yitirmesiyle sonuçlandı.
Estetik cerrahî denen, estetiÄŸi de anlamsızlaÅŸtıran ve ruhsuzlaÅŸtıran kozmetik cerrahî, ahlâk, davranış ve kiÅŸilik güzelliÄŸi kavramlarının anlamsızlaÅŸmasına ve yok olmasına neden oldu. Estetik deyince, kozmetik cerrahî anlaşılıyor: Gerisini siz düÅŸünün artık.
Amerika’da 2002 yılında 700 binden fazla kadın estetik cerrahî yaptırmış. Erkekler arasında bu rakam 150 bine ulaÅŸmış ve tam bir patlama yaÅŸanmış. Bu rakamlar 20 yıl öncesine ait. Åžimdi kim bilir ne kadar zıvanadan çıkmıştır bu oranlar!
Sözün özü: Kadın hakları hareketi, beden üzerinde yoÄŸunlaÅŸmakla, son kertede, kadını hakladı. Daha önemlisi de, hayatın, kültürün ve bütün endüstrilerin en büyük varlık nedenlerinden biri katına yükselterek cinselliÄŸi putlaÅŸtırdı ve sonuçta insan türünün sonunu getirecek kuyuyu kazdı!
Unutmayalım: Antik Yunan toplumu, M. Ö. 6.-4. yüzyıllarda altın çağını yaÅŸadı. Her alanda. Tam zirve noktasındayken, 4. yüzyılda paldır küldür çöktü gitti.
Lewis Mumford, İnsanlığın Durumu baÅŸlıklı ÅŸaheserinde Antik Yunan toplumunun bilimde, felsefede ve sanatta zirve noktadayken tarihe karışmasının birincil nedeninin Atina toplumunun dörtte birinin eÅŸcinsellerden oluÅŸmasına yol açan cinsel sapmalar olduÄŸunu söyler!
Kadın haklarının geldiÄŸi noktada, bedenin ve cinselliÄŸin kutsanması, her ÅŸeyin cinsellik etrafında ÅŸekillendirilmesi, bunun eÅŸcinsel sapkınlık biçimlerine dönüÅŸmesi hız ve hazdan baÅŸka bir kaygısı olmayan insanaltı insan türünü doÄŸurması, insanlığın sonunu getirebilir.